YÖRESEL BİLMECELERİMİZ

Altı mermer üstü mermer, içinde bir gelin oynar. (Dil)
Akşam kapanır, sabah açılır. (Perde)
Ağzı açık alamet, içi kızıl kıyamet. (Fırın)
Alaca bulaca, çıkar gider ağaca. (Fasulye)
Altı tahta üstü tahta; içinde bir kara kahpe. (Kaplumbağa)
Altın tas, gümüş tas, birini kaldır birini bas. (Güneş-Ay)
Aslan gibi bıyıklı, arşın gibi ayaklı. (Arpa)
Aşağıdan gelir laleli gelin, eli ayağı kınalı gelin, Arapça söyler, dili bilinmez, akça giyinmiş donu bilinmez. (Leylek)
Ateşe girer yanmaz, suya girer ıslanmaz. (Güneş)
Atlayarak yürür, patlayarak ölür. (Pire)
Benim bir halbur cücüğüm var, akşam atar sabah toplarım. (Yıldız)
Benim bir tas yoğurdum var, yarısı ak yarısı kara. (Gündüz-Gece)
Benim iki kızım var, biri oturur biri kalkar. (Terazi)
Bir acayip nesne gördüm, ağzı var dili yok, daima yediği odun, vücudunda kanı yok. (Soba)
Bir vururum bin dökülür. (Elek)
Bir küçük minare, cümle alem donana. (iğne)
Bir küçüçük kumbara, ekin taşır ambara. (Kaşık)
Bize bir kadı geldi; dünyanın tadı geldi. (Tuz)
Çekerim ip gibi, gelir küp gibi. (Kabak)
Çık çıkı hamam, kubbesi tamam, bir gelin aldım babası imam. (Saat)
Çıkmış bir ali makama, Şeyh misali zikr eder,toplanmış başına cümle alem,hepside şükreder. (Soba)
Çıldır çulsuz, baldırı kılsız, başı sarı, sarıksız; bıyıklı hırsız. (Fare)
Dağa gider seslenir, eve gelir yaslanır.(Balta)
Dağa varır yazılır, eve gelir büzülür (Urgan)
Dağdan gelir dak gibi, kolları budak gibi, eğilir su içer, böğürür oğlak gibi (Kağnı Arabası)
Dağdan gelir takla makla, aman abla beni sakla.(Ayı)
Dağdan gelir taştan gelir, bir kükremiş arslan gelir. (Sel)
Dağdan gelir sekerek, kuru üzüm dökerek. (Keçi)
Dağdan kestim, kulağından astım. (Kapı)
Dal üstünde kitli sandık. (Ceviz)
Dam ardında gülburnu dikeni (Horoz)
Dam üstünde darı oynar, döner döner yine oynar. (Dolu)
Dam üstünde takır tukur, sandım kızlar kilim dokur. (Yağmur)
Dam başında kadı gibi, göğe çıkar cadı gibi. (Baca)
Dere geçmez, su içmez. (Karınca)
Dut ağacıda oyarlar, içine badem koyarlar, ağlama yavrum ağlama, gelir kulağını burarlar. (Saz)
El kadar mezar, dünyayı gezer. (Ayakkabı)
Elsiz ayaksız, kapı açar. (Rüzgar)
Ele sığar ambara sığmaz. (Öğendere)
Eştim eştim kum çıktı, kumun altı su çıktı, bıldırki ölen oğlan, bu yılda yaza çıktı. (Sinek)
Eti haram sütü helal. (Arı)
Ey bulutlar bulutlar, Yusufu yedi kurtlar. Ben bir şekil kuş gördüm. Tepesinden yumurtlar. (Buğday)
Ezan okur, namaz kılmaz; karı alır, nikah kıymaz. (Horoz)
Fırın içinde kürek. (Dil)
Fukara atar, zengin cebine sokar. (Sümük)
Gece olur dizilir; gündüz olur silinir. (Yıldız)
Gece yer olur, gündüz duvar olur. (Yatak)
Gökte açık pencere, kalaylı bir tencere. (Ay)
Gökte gördüm bir köprü, rengi var yedi türlü. (Gökkuşağı)
Hanım içerde sacı dışarda. (Mısır)
Helemez, hülemez, ocak başına gelemez. (Yağ Küleği)
Het dedim, hüt dedim, geç oraya yat dedim. (Köpek)
Hey hindirir hindirir; ağaları attan indirir. (Sidik)
Hey milidi milidi, dış kapının kilidi, dün gece bize gelen kimidi? (Misafir)
İçi taş dışı taş, ha dolaş ha dolaş. (Minare)
Kalburda durmaz, onsuz olunmaz. (Su)
Kapıları açar kapatmadan kaçar. (Rüzgar)
Kara tavuk karnı yarık. (Baca)
Kara taşı var, çulu yok. (Soba)
Karşıdan baktım bir taş, yanına vardım dört ayak bir baş. (Kaplumbağa)
Kat kat katmer değil, yenir ama elma değil. (Soğan)
Kat kat döşek, bunu bilmeyen eşek. (Kelem)
Kilitli kapıdan girer bir hırsız. (Güneş)
Kulağını büktükçe ağzı sulanır. (Musluk)
Küçücük kuşlar kendi yemez ele bağışlar. (Arı)
Masal masal mes atar, iki sıcan kıç atar, biri dereye, biri tepeye gider. (Sel-Yel)
Mendile koyulmaz, tadına doyulmaz. (Uyku)
Mini mini kuşlar her yeri taşlar. (Dolu)
Molla başlı kadın saçlı. (Soğan)
Nar tanesi nur tanesi, dünyanın bir tanesi. (Güneş)
O yanı kaya, bu yanı kaya, içinde sarı maya. (Yumurta)
Ocak başından beri gelmez. (İbrik)
Ocakta otman, bacada batman, suda Süleyman. (Çörek-Loğtaşı-Balık)
Ot yer  kan işer. (Çay)
Otuz iki hacılar, birbirine gıcılar. (Diş)
Parmağı var, canı yok; damarı var kanı yok. (Eldiven)
Sabah sabah elimi öper. (Havlu)
Sarı öküz yattı kalkmaz, kara öküz gitti gelmez. (Köz-Duman)
Şekere benzer, tadı yok; gökte uçar, kanadı yok. (Kar)
Tam ardında teke bağlı, boynuzları köke bağlı. (Kabak)
Tarlada biter, makina büker, sabah akşam yüzümü öper. (Havlu)
Taştandır demirdendir, yediği hamurdandır, dünya alemi doyurur, kendisi doymayandır. (Değirmen)
Tıngır elek, tıngır saç; elin hamur, karnın aç. (Oruç)
Üstü çayır, biçilir; altı çeşme, içilir. (Koyun)
Üstü tahta  altı taş, sekiz bacak iki baş. (Öküz-Döven)
Yarım kaşık, duvara yapışık. (Kulak)
Yedi delikli tokmak, bunu bilmeyen ahmak. (Baş)
Yer altında dedem başı. (Turp)
Yer altında kırmızı kazık. (Havuç)
Yer altında bir gelin gider. (Kara saban)
Yer altında püsküllü derviş. (Pırasa)
Yerde gezer, yedi gelinden güzel. (Saban Demiri)
Yol altına saç koydum, geleni gideni aç koydum. (Oruç)
Yol üstünde yağlı kayış. (Yılan)
Yol üstünde ağzı kara. (Fırın)
Yol üstünde kilitli sandık. (Mezar)
Zenginin elinde, fukaranın dilinde.